UÇAK YOLCULUĞU VE SAĞLIK

Hava taşımacılığı,Türkiye’de iç ulaşımın küçük bir bölümüne cevap vermesine rağmen,söz konusu turist ve turizm olunca ülkemize ulaşım için önemli bir araçtır. Yabancı turistlerin %60’a yakını hava yoluyla tatil yörelerimize gelmektedir. Bu oran her geçen yıl sezon süresinin uzaması,yeni havaalanlarının açılmasıyla artmaktadır.
Turistlerin ülkemizde karşılaştıkları çeşitli sağlık sorunlarının tedavilerinin tamamı gerek kişinin ,gerekse sigorta firmalarının isteğiyle kendi ülkelerinde devam edebilmektedirler. Bu durumda da transportu gereken turistin hastalığının özellikle uçak yolculuğu için uygunluğu bilinmeli ve değerlendirilebilmelidir. Yalnızca yabancı turistler için geçerli olmayan uçak yolculuğu ve sağlığa etkisi ,hekim olarak hamile,KVS sorunları olan kişiler açısından önemli bir sorun olarak karşımıza çıkabilir.
Uçak yolculuğu sırasında ortaya çıkan sorunlar barometrik basınçtaki değişiklikler,oksijen basıncındaki azalışlara bağlı olabileceği gibi hareket hastalığı ve sirkadiyen ritim bozuklukları ve psikolojik stresden de kaynaklanabilir.

KALP-DAMAR SİSTEMİ SORUNLARI

Bu hastalar uçak yolculuğun komplikasyonuyla kolaylıkla karşılaşabilirler. Bu tip hastalar çoğunlukla yaşlılar olup ülkemizde de uçakla acilen taransportu en çok yapılan hasta grubunu oluşturmaktadırlar.7500 ft’de parsiyel oksijen basıncı 70 mmHg olup bu, sağlıklı yolcular tarafından kolaylıkla tolere edilebilir. Fakat ciddi koroner arter sorunu olan , konjestif kalp yetmezliği ,A-V şantlı konjenital (doğumsal) kalp hastalığı bulunan hastalarında ciddi sorunlar yaratabilir. Kural olarak Myokard infarktüsü (kalp krizi) geçirmiş hastaların 3-6 hafta içinde uçak yolculuğu yapmaları sakıncalıdır. Bir çok havayolu firmalası için sınır 6 haftadır ve bu süreden önceki hastaları kabul etmezler ve daha önceki uçuşlar içinde mutlak kardiyolojist raporu istemektedirler.
Hafif hipertansiyon ,basınç ve oksijen değişikliklerinden etkilenmez. Fakat uçuş stresinden kaynaklanan aşırı heyecanlanmalara bağlı etkilenmeler olabilir. Bu durumu önlemek içinde uçuş öncesi trankilizan (sakinleştirici) almaları önerilebilir.
Kardiyak pacemakerların (kalp pili) eski tip olanları havaalanlarındaki güvenlik sistemlerinden etkilenmekte ve ritim bozukluklarına yol açarken, yeni tipleri herhangi bir sorun oluşturmamaktadır.
Tromboflebitli (damar iltihabı) ve tromboflebit riski bulunan hastalarda uzun yolculuklarda komplikasyonlar gelişebilir. Bunları önlemek için uçuş sırasında izometrik ekzersizler,sık sık 1-2 dakikalık yürüyüşler önerilebilir. Yaşlıların ve periferik dolaşım bozukluğu olanların uzun yolculuklarda varis çorabı giymeleri sağlanmalıdır.

KULAK BURUN BOĞAZ SORUNLARI

Bazı KBB sorununa sahip kişiler uçak yolculuğundan çok çabuk etkilenirler.25000-30000 ft yükseklik de uçakların kabin basıncı 5000-8000 ft ( yaklaşık 2400 metre yükseklikteki bir dağdaki) yükseklikteki basınca eşdeğer olarak ayarlanmıştır. Bu basınçta vücut boşluklarındaki serbest hava %25 genişler,genellikle bu basınç değişikliğini normal sinüs ve östaki fonksiyonlarına sahip yolcular fark etmeyebilirler. Üst solunum yollarında inflamasyon ve alerji ,östaki ve sinüs ostialarını (kapakçıkları) tıkayarak barotitis media ve barosinuzitise yol açar, şiddetli ağrıya ( baş ve kulak ) neden olabilir.
Bu tip sorunları olan kişilere yolculuklarından önce dekonjestan, antihistaminik spreyler kullanmaları önerilmelidir.Ayrıca yolculuk sırasında sık sık esneme,burnu tıkayarak yutkunma,sakız çiğneme gibi yöntemlerde hatırlatılabilir.Özellikle basınç değişikliklerinden kolaylıkla etkilenen çocuklara bu yöntemler öğretilmelidir,inişlerde yiyecek bir şeyler vererekde aynı etki sağlanabilir.

KAN HASTALIKLARI SORUNLARI

Hematolojik sorunlu (sikle-cell anemili,8 mm/dl altında Hb değeri olanlar gibi) hastalar kabin oksijen basıncındaki ani değişikliklerden kolaylıkla etkilenebilirler. Bu kişilerin,kabin basıncı iyi ayarlanmayan uçaklarla yolculuklarında mutlaka oksijen tüpü taşımaları veya uçaklarda bu gibi durumlar için bulundurulan tüplere uçuş öncesi ulaşmaları sağlanmalıdır.

SİNDİRİM SİSTEMİ SORUNLARI

Herhangi bir operasyon geçiren hastalar iki haftadan önce uçakla yolculuk yapmamalıdırlar. İntestinal gazların uçuş yüksekliğine bağlı olarak %50’ye yakın genişleyebileceği unutulmamalıdır. Bu durum uçuş sırasında kolostomili hastaların geniş kolostomi torbası kullanmalarını gerektirmektedir.

AKCİĞER SORUNLARI

Bu hastalar, uçak kabinindeki gerek oksijen basıncındaki değişiklikler gerekse vücut boşluklarındaki gazların genişlemesi nedeniyle özel önemi vardır. Astım, amfizem, kistik fibrozisli ve yakın zamanda (3 hafta gibi) pnömotoraks geçirmiş kişilerin mümkünse başka bir ulaşım aracını seçmeleri önerilmelidir.

NÖROPSİKİYATRİK SORUNLAR

Tam nedeni anlaşılmamakla birlikte psikotik ve ciddi nörotik hastalarda uçak yolculuğu krizi provake etmektedir. Bu gibi hastaların uçakla yolculukları zorunluysa durumları iyi değerlendirilmeli ,uçuş öncesi medikasyonları sağlanmalıdır. Epilepsi nöbeti çok sık olan ve kontrolü güç nöbeti olanların uçuşlarına izin verilmemelidir. Yeni geçirilmiş kafa kırığı (1 hafta) olanlar ve beyin tümorü tanısı almış hastalar için uçak yolculuğu kontrendikedir.

DİĞER SORUNLAR

İnsüline bağımlı diabetlilerde (şeker hastaları) uzun yolculuk ve buna bağlı gelişen zaman farkından dolayı insülin tiplerini ve uygulama aralıklarını ayarlamak gerekebilir. Örneğin uzun etkili insülin kullanan hastalar vardıkları yerin saatine,yiyeceklerine ve hayatına alışıncaya kadar normal insüline dönebilirler. Yolculuk sonrası,insülin yapılma saatleri yerel saate göre değil geçen süreye göre ayarlanmalıdır.
Kontakt lens kullananlar kabin basınç değişikliklerinden etkilenmezler ama kabin neminin düşüklüğüne bağlı gelişen korneal irritasyonu önlemek için yapay göz yaşı damlaları önerilebilir.

Sekizinci aya kadar komplikasyonsuz gebeler yolculuk yapabilirler. Düşük tehdidi olan riskli hastaların durumu seyahat öncesi değerlendirilmelidir. Havayolları dokuz aylık gebelerin, uçuşdan önceki üçgün içinde alınan doğum tarihini gösterir rapor olmadan uçuşlarına izin vermezler.
Uçak yolculuğu için üst yaş sınırı olmamasına karşılık,alt sınır olarak yedi günlükden küçük bebeklerin uçuşuna izin verilmez.
Bulaşıcılığı yüksek ve tehlikeli bulaşıcı hastalığı olan kişilerin yolculuğu belirli uluslararası kurallara bağlıdır
Uçak yolculuğu yapacak,sürekli ilaç kullanan hastalara mutlaka ilaçlarını yanlarına almaları gerektiği, ilaçlarını bagaja vermemeleri gerektiği hatırlatılmalı,her an gerekebileceği ve bagajda kaybolma ihtimali unutulmamalıdır. Kronik hastalığı olanlar, mutlak suretle yanlarında hastalıklarını gösterir bir belge (kolye,künye ..) taşımalıdırlar. Gerektiğinde sürekli izleyen hekimlerinden alacakları epikriz çok yararlı olabilir. Narkotik ilaç kullananlardan ilaçlarını yanlarında bulunduran hastalar, hava alanlarındaki güvenliklerde sorun olmaması için doktor raporu bulundurmalıdırlar.
Hava yollar
ı hastanın özel aletle (IV sıvı,respiratör gibi) transportuna refakatçi bir sağlıkçı bulundurulması şartıyla izin vermektedir, aynı izin genel durumu bozuk uçakla tranportu şart hastalar içinde geçerlidir. Artık günümüzde bir çok yabancı sağlık sigortası firmaları özel hava ambulanslarıyla hizmet vermektedirler. Hava ambulansı ülkemiz sahil yörelerinde de gelişmektedir.
Yapılan bir araştırmaya göre uçuşların % 90’nda bir hekim yolcu bulunmaktadır. Fakat gerek bilgi yetersizliği ve gerekse doğabilecek sorunlardaki yasal yaptırımlar nedeniyle uçak yolculuğu sırasında çıkan acil sorunlarda hekimlerin müdahalesi daha az olmaktadır. Bu nedenle Kanada Hava Yoları uçaklarında yolculuk eden tüm hekimleri her türlü mesleki risklere karşı sigorta kapsamına almıştır.
Bir diğer sorunda uçaklarda yeterli tıbbi malzeme olmayışı nedeniyle yolculuk sırasında çıkan sorunlara müdahalede zorluklar yaşanmaktadır. Uluslar arası Sivil Havacılık Örgütünün önerdiği uçaklarda zorunlu olarak bulunması gereken acil tıbbi malzeme listesi tablo II de verilmiştir.